Sonradan solcu cip görmüş
İçiniz burkulur bakarken ‘sonradan görme’nin hallerine. ‘Sonradan solcu’nun durumu da o kadar hazin geliyor insana.
Eğreti duruyor üstte başta; omuzlara bol, bele dar geliyor, oturmuyor bir türlü.
Zoraki solculuk zor zenaat velhasıl.
Ucuz siyaset mi desem, taklitçilik mi?... Adını koyamıyorum.
‘İndirgemeci’ demek bile ciddi kaçıyor.
Ben nezaketen ‘sonradan solcu’ diyorum; olmadı, en fazla ‘zoraki solcu’da bırakıyorum işi.
Bakmayın, onlar hala kendilerini ‘müslüman solcu’ sanıyor ama...
Daha öteye geçmek isterseniz, bu taklit markaya hakkıyla ‘çakma solcu’ da diyebilirsiniz siz.
***
Cip gören solcu ne düşünür o anda, beyin kimyasalları ne tür reaksiyonlara girer?
Bu konuda yeterli bilimsel veriye sahip değiliz.
Ama solculuğa özenen bir muhafazakarın vücut kimyasında nasıl değişimler yaşandığını az çok biliyoruz.
Cipe değil, doğruca içindekine bakar, ‘başı örtülü mü, yoksa açık mı; sakallı mı, yoksa traşlı mı’ diye.
Tam bir ‘Müslüman solcu cip görmüş, tutmuş içine bakmış’ durumu.
Belki bir gün cip görmüş beyindeki hareketliliğin elektromanyetik fotoğrafı da çekilebilecek.
O vakte kadar, Saadet Partili Mehmet Bekaroğlu ile genel başkanı Numan Kurtulmuş’un söylemleriyle yetinelim biz.
***
Neyse, uzatmadan girelim mevzuya.
Sol, bir şuurdur... Onu bir ‘ağız’ zannedip, emanet fikirler, aparma metaforlarla muhafazakârlığa nakletme girişiminden bakalım ne sonuç çıkıyor?
Radikal’den Funda Özkan’a konuşmuş geçenlerde.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş diyor ki:
“Üç tane sakallı ile başörtülünün cipe binmesi fakirleşmemizi örtmüyor.
Böyle söyleyince ben de solcu mu oluyorum?”
Belli ki, bunu solcu bir söylem zannediyor, oysa ayrımcılığın dik âlâsı.
Fakat havada kalmasın, sorusuna ben cevap vereyim isterseniz.
Yok, rahat olun, solcu falan değil, sadece başörtüsü ve sakal düşmanı oluyorsunuz.
Çünkü yaptığınız, onlara karşı ayrımcılık.
Söyleminize bakılırsa, sorununuz ciple değil sizin, başörtülü ve sakallıyla.
Aşağı sınıf takımı olarak onları layık görmüyorsunuz cipe.
Sakallı ile başörtülü binmediklerinde cipler trafikten kalkmadığına göre, başka izahı yok bunun.
Siz, servet sembolü olarak ciplere değil, başörtülü ve sakallıların o ciplere binmesine itiraz etmiş oluyorsunuz.
***
Solculuğu servet düşmanlığından ibaret biliyorsanız şayet, onu da eksik bellemişsiniz.
En kabasından arkaik bir solcu bile yapmaz bu sizi.
Çünkü sol fikriyatta eşitlik, sınıfsız toplum talebini anlatır.
Zenginin zengin, ezilen sınıfların da ebediyete kadar yoksunlukta kardeş kalmasını istemek manasına gelmez o.
Ezilenler ise tek sınıftır; başörtülü ve başı açık diye ikiye ayrılmaz.
Yok eğer...
Yeni zenginlerden nefret etmekse mesele, biliniz ki orada yalnız değilsiniz.
Babadan cipliler ile mülkiyet kıskançlığından mustarip seçkinci taifesi de sizinle aynı fikirde.
Binaenaleyh merak ediyorum;
‘Eski mücahitler, müteahhit oldu’, ‘Başörtülü ve sakallılar otobüsten inip cipe bindi’ türünden klişeler hakiki solun özgün imalatı mı, yahut başka bir mutfakta pişirilip hazır mı servis ediliyor?
Akif Beki -Radikal Gazetsi



del.icio.us
Digg
Facebook
Twitter
Google
Myspace
Yahoo


Yorum gönder