Sivil Medya
Anasayfa | Yazarlar | Ülkenin yaşadığı en büyük deneyim ve riskleri...

Ülkenin yaşadığı en büyük deneyim ve riskleri...

Ülkenin yaşadığı en büyük deneyim ve riskleri...

Türk siyasi sisteminin 21. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı en büyük deneyim, "demilitarizasyon"dur.

Türkiye, bu evreyi kendi usulünce geçiriyor.

Sert, çatışmalı bir usul bu.

Bunun nedeni askerî vesayetin derinliğidir. Bu derinliğin demokratik dönemlerde dahi sistemi alabildiğine kuşatmasıdır.

Çoğu ülkede "demilitarizasyon", darbe girişimleri ya da cuntalar sonrası başlamıştır. Yunanistan, İspanya, Portekiz ve Arjantin, cunta sonrasına dair bildik önemli örnekler. Rusya'da yaşanan süreç ise Yeltsin'in tank üzerine çıkmasıyla, yani bir darbe girişimi sonrası hızlanmıştı.

Bu durum, bu ülkelerde bir bakıma askerî dönem ve sonrası arasına bıçakla açılan sert yarık gibi bir hat çekmiş, hukuki yaptırımları, sorgulamaları kolaylaştırmıştır.

Şüphe yok, bu süreçler, özellikle zihniyetler açısından, örneğin darbeci askerin yerini "legalist" askere bırakması için onlarca yıl gerektirmiştir. Yine de bu örneklerde askerî dirençlerin, iniş çıkışların daha sınırlı olduğu söylenebilir.

Türkiye'nin durumu daha farklı ve daha zor...

Biz, "demilitarizasyon" hamlesini herhangi bir kopuş yaşamadan yapıyoruz. Bu hamleyi sistemin içinden, sistemin hukuki ve meşru imkânlarıyla, süreklilik içinde gerçekleştirmeye koyulduk. Dolayısıyla gelişmeler türlü kutuplaşmalara, sert çatışmalara, askerî çıkış ve dirençlere yol açtı, açıyor.

Türkiye'de demilitarizasyon sürecinin hem sürekliliği hem de çatışmayı kuşatan üç ayağı bulunuyor.

İlki, siyasi iktidarın yasama gücüyle yasal mevzuatta temizlik yapması, askerî vesayete zemin hazırlayan unsurları devre dışı bırakma girişimidir.

MGK Kanunu ve yönetmeliğinin değişmesi, özerk idari kurullardaki askerî üyelerin geri çekilmesi, EMASYA gibi protokollerin kaldırılması, bu ilk ayağın açık örnekleridir.

2000'lerin başında başlayan bu temizlik süreci, muhtemelen 2010'ların sonuna kadar devam edecektir. Millî Güvenlik Yasası, bu yasadaki millî güvenlik tanımı, Millî Güvenlik Siyaset Belgesi, Yüksek Askerî İdari Mahkemesi'nin varlığıyla süregiden iki başlı devlet sistemi, jandarmanın konumu ve daha onlarca yasal pürüz çözülmek üzere karşımızda durmaktadır.

İkinci ayak, düne ve bugüne ait darbe girişimleriyle ilgili bir yargı süreci olarak karşımızdadır.

Birçok dava, Ergenekon'dan Poyrazköy'e, JİTEM'den Kafes Planı'na değin sürdürülen soruşturmalar, ordu içine uzanan emekli ve muvazzaf tutuklamaları, hem fiilî hem sembolik önemli bir sorgulama ve yaptırım süreci olarak devam ediyor.

Askerî faaliyetin sınırlarını içtihat açısından yeniden çizen ve çizecek olan bir süreçten söz ediyoruz.

Üçüncüsü, toplumsal ayaktır.

Attığı her siyasal adımın meşruiyetini toplumda arayan askerî otoritenin siyasi rolü, bugün toplum tarafından gayrimeşru görülmeye başlamıştır ve eleştiriyle karşılanmaktadır. Bu, son derece önemli ve yukarıdaki diğer iki ayağı mümkün kılan bir gelişmedir.

Askerin konumu ve rolünün bizzat toplumsal değerler tarafından yeniden şekillendiriliyor olması, sadece Türkiye açısından değil, "demilitarizasyon süreci" yaşayacak diğer ülkeler açısından da önemlidir.

Peki, nereye gidiyoruz, nerede durmalıyız?

İki hedef vardır ve olmalıdır.

İlk hedef, arınmadır; ikinci hedef ise kurumsallaşma...

Arınmadan kasıt, askere siyasi karar süreçleri içinde ya da asayiş alanı içinde yer veren tüm unsurların devre dışı bırakılması, askerin sistem üzerindeki denetimine son verilmesidir.

Kurumsallaşmadan kasıt ise sistemin asker üzerinde ilkelere bağlı, keyfî olmayan sürekli bir denetim kurabilmesidir.

Türkiye, arınma konusunda yol alırken, hiçbir şekilde ikinci yönü, kurumsallaşmış denetimi ihmal etmemelidir.

Ali Bayramoğlu -Yeni Şafak Gazetesi

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Son Dakika
Fenerbahçe Habertürk'e savaş ilan etti!

Fenerbahçe Habertürk'e savaş ilan etti!

Fenerbahçe Yönetimi, resmi internet sitesinden yaptığı duyuruda Gazete Habertürk'e resmen savaş ilan etti..
TGC'den Babıali Şenlikleri'ne davet

TGC'den Babıali Şenlikleri'ne davet

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gazeteciler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek, gündemdeki sorunları paylaşmak amacıyla 3. Babıali Şenliği'ni düzenliyor.
Yerel gazeteler bayramda çıkmayacak

Yerel gazeteler bayramda çıkmayacak

Ardahan'da günlük ve haftalık yayın yapan gazetelerin bayram boyunca yayınlarını durduracakları bildirildi.
Sitede Ara

Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
0