Son zamanların
Birlikte okuyalım: “Medya kampanyasıyla olay önce Cemaat’in sonra da İstanbul’daki KCK operasyonlarını yapan polisin ve savcının üstüne yıkıldı. KCK operasyonunu yapan polisler tasfiye edildi. TCK 250, 251 değiştirilecek; AKP tabanı da itiraz etmiyor artık buna. 28 Aralık’ta duyurulan ancak tepkiler nedeniyle geri çekilen 2. Açılım Paketi diye sunulanErgenekon ve KCK’yı kurtarma paketi tıkır tıkır işliyor. Tereyağından kıl çeker
Operasyonel gözle kaleme alınmış, eksiği olsa da fazlası yok bir değerlendirme bu. Gerçekten de on
Yukarıdaki değerlendirmede ciddi bir sorun var: ‘Operasyon’ teşhisi konulan sürecin başlangıç noktası... Özetlenen olumsuz gelişmeleri sağlayan ‘operasyon’, sonrasında yaşanan süreçten zararla çıkan polis ve savcılar tarafından başlatıldı. Savcı,
Tespitte ‘kaybeden’ taraflar arasında sayılan bir kesi me yakın ağızlar, herhalde bu gerçekten hareketle, suçluyu ‘dışarıda’ aramamızı salık veriyorlar; “Savcının önüne belgeyi -ne bilelim- belki de Mossad koydu” denmesinin sebebi bu olmalı.
Ancak bu tespitin de bir sorunu var: Savcıyı davete teşvik eden
Sanmıyorum.
Düşününce aklıma, yalnızca, en başta hazırlanan planın sürecin bir noktasında bozulması ve beklenenden farklı
‘Zor’ neydi acaba? Süreci başlatanların hesaba katmadıkları ne oldu?
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve köşeye sıkışması beklenen diğerlerinin sergilediği serinkanlılık? Konuya ‘savaş’ mantığıyla yaklaşılması beklenirken ‘kriz’ mantığının hâkim olması ve bunun da hesapları bozması ihtimaline ne dersiniz? Başbakan Erdoğan ve Ak
Herhalde tedbirlerin arkası gelecektir; 27 Nisan sürecinde gelmişti



























