

Karaalioğlu'ndan çarpıcı açıklamalar
İşte Karaalioğlu'nun açıklamalarından satırbaşları;
-Bizim gazetenin Türkiye’nin içinde bulunduğu dönüşüm sürecinde felsefesi, yaklaşımı bellidir. Siyaset alanına müdahale olursa tavrımız bellidir. Son MİT’e ifade daveti de böyle bir olaydır. Bunun (siyaset alanına müdahale) geçmişte de başka örnekleri vardı. Ancak eski Türkiye’de olabilirdi böyle şeyler. Her zaman bu tür vakalarda tavrımızı ortaya koyduk. Benim kişisel kariyerim de bellidir. Ben Mesut Yılmaz Başbakan olduğu dönemde ona dönük askeri vesayet girişimlerine karşı çıkan çizgideydim.
Askeri vesayet muazzam bir geleneği, etki gücü olan, paralel iktidar alanlarını yaratan bir dizi üniteler bütünü gibi bir süreçti… Tabii yargı vesayeti de bununla birlikte güç sahibi olmuştu ama referandumda güçlerini kaybetmişlerdi… Demokratik olan durum bu kurumların güçlerini kaybetmesidir zaten. Bizler denetleyebileceğimiz siyasi iktidar yapısına sahip olmalıyız ki buna demokratik hukuk devleti deniyor…
-Bu olayda (MİT’e ifade daveti) ilk düğme yanlış iliklendi. Sayın Fidan’ı ifadeye çağırmaya yetkisi yok savcıların… Burada hata yapıldı. Bu hatayı telafi etmek yerine ısrar edilmeye devam edildi… Şimdi savcılarda toparlayamıyor…
Bu olayda bilerek isteyerek ben hükümeti hedef alayım hadlerini bildireyim deneceğini zannetmiyorum… Ama bilerek ya da bilmeyerek yapılan işlem böyle bir sonuç doğurmuştur… Yapılan işlem siyasetin alanını daraltmıştır.... Hukuk devleti olmak, demokratik standartlara ulaşmak zannedildiği kadar kolay değil. Çok bedeller ödenmesine rağmen.. Hala eksikleri var Türkiye'nin. Hala riskler taşıyor... Bu vaka bunu gösterdi, bir anlamda erken doğum oldu... Kamuoyundan tepki geldi zaten...
Bu sadece Fidan'ın ifadeye çağrılmasıyla ilgili bir durum değil... Bizim gazetede bir kamuoyu araştırması yayınlandı. Ciddi bir araştırma... Enteresan bir bulguya varıyor bu anket. Bugüne kadar Ergenekon soruşturmasını destekleyen geniş kitleler (yüzde 55-60'lık kitle) MİT soruşturmasına karşı.. Burada bir şey var diyor insanlar... Bu iş Türkiye'de belirli bir tempoyu, gidişi bozmak için yapılan birşeylere varan bir halk reaksiyonu var. Bunları önemsemek lazım...
-Bu ifade kriziyle başlayan süreç sonunda, Kürt sorununun çözümü konusunda, belli yöntemler kullanma konusundaki bazı girişimleri yapma noktasında büyük bir problem kalacak...
-İnsanları PKK ile görüşmek gibi belalı, sıkıntılı, kolay yapılamayacak bir işe gönderip, görüşün bakalım adamlar ne diyor ne düşünüyor, konuşturun diyeceksiniz , sonra da döndüklerinde sizi tutukluyoruz diyeceksiniz... Bu olacak bir şey değil. Bundan sonra bu görüşmeleri yapmanın bir zorluğu ortaya çıkar... Ama dahası bu tür politikalar üretmenin de zorlukları çıkacak...









































