Hüseyin Özçelik / Sivilmedya.com

Fetih 1453, Faruk Aksoy ve Muhafazakârlar

19 Şubat 2012 Pazar 12:15

Türk Sineması’nın tarihi film serüveni Kara Murat ve Tarkan ile başladı. Ezel Akay’ın Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle çekilen Mahpeyker Kösem Sultan, Sultanın Sırrı, Şenlikname: Bir İstanbul Masalı, Bir Medeniyet Rüyası ve Ustalar Alimler Sultanlar gibi filmlerle; TRT için çekilen Osmancık ve tartışmalı Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerle devam etti.  

 

Cüneyt Arkın başrol oynadığı Malkoçoğlu, Malkoçoğlu Krallara Karşı, Hacı Murat, Köroğlu, Vatan ve Namık Kemal, Selahattin Eyyubi, Fatih'in Fedaisi Kara Murat, Savulun Battal Gazi Geliyor; Kartal Tibet'in başrolünde oynadığı Tarkan serisi gibi filmler tarihî film olmaktan çok, fantastik ve absürt filmlerdi.

 

Ezel Akay’ın Hacivat Karagöz neden öldürüldü, Mahpeyker Kösem Sultan, Sultanın Sırrı ve Şenlikname: Bir İstanbul Masalı gibi kurmaca filmler, tarihi batılı oryantalist bir perspektifle ele alan yapımlardı. Mahpeyker Kösem Sultan filmi ve Muhteşem Yüzyıl dizisinde ilk kez Osmanlı sultanlarının mahrem hayatlarını bile seyretmek durumunda kaldık. Bu yapıtlarda Osmanlı Sarayı cihanın yönetildiği bir merkez olmaktan ziyade kadınların entrikalarıyla padişahı yönettiği bir mekân olarak tasvir edildi.

 

Karagöz’ün doğuşuyla ilgili meşhur efsaneyi kendine göre değiştirip yorumlayarak bundan bir senaryo çıkaran ve güya Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını yorumlayan Ezel Akay’ın yönettiği Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü filminde Osmanlı’yı kuran dinamikler olan Âhiler, sufiler, dervişler ve padişahlar sahtekâr tipler olarak beyaz perdeye yansıtılmıştı.  Ayrıca filmde Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli bir rol oynayan Bacıyan-ı Rum’un lideri olarak gösterilen Ayşe Hatun, Müslüman görünmekle beraber Hıristiyanlığından vazgeçmemiş, bu yüzden de babası Köse Mihal’e öfke duyan ve Müslüman olduğu için onu sorgulayan bir Rum kızı olarak aktarıldı. Bu film Anadolu’nun Türkleşip Müslümanlaşmasından rahatsızlık duyan bir zihnin ürünü bir yapıttı.

 

TRT için çekilen Osmancık dizisi ve Osmanlı'yı temelden inşa eden, cihan devleti kurma fikrini sultanların zihnine yerleştiren alimlerin ve sanatkârların öyküsünü anlatan aynı zamanda bir medeniyet okuması olan Ustalar Alimler Sultanlar Belgesel filmi ise tarihi vesikalara uygun, tarihî atmosferi yansıtma açısından başarılı yapıtlardı. Ayrıca Ustalar Alimler Sultanlar Belgesel Filmi, Türk Sinema Tarihinde ilk gerçekçi tarih filmi olmanın yanı sıra görüntü kalitesi, sanat yönetmenliği ve senaryosuyla da takdiri hak eden öncü bir yapımdı.

 

Türk sinemasının tarihî film üretme azminin son eseri Fetih 1453.   Tarihi kurgu içinde değerlendirdiğinde, Fetih 1453 filmi olayların akışını doğruya yakın aktaran, kostümleri gayet başarılı, savaş sahneleri muhteşem, Türklerin İstanbul’u fethini senaryo açısından iyi işlemiş, Yüzüklerin Efendisi ve 300 Spartalı gibi büyük bütçeli Hollywood yapımlarıyla yarışabilecek düzeyde bir yapım. Dini konularda bir takım küçük hatalara rağmen filmin yapımcısı ve yönetmeni Faruk Aksoy filmde; Fatih Sultan Mehmet’in sağ omzunda ‘Allah’ sol omzunda ‘Hazreti Muhammed’, kalbinin üzerinde ‘Allah’, kollarında ise Kelim-i Tevhid gibi Osmanlı savaş felsefesini yansıtacak kadar hassas davranmış.

 

 

 

 

MUHAFAZAKÂRLAR KÜLTÜR VE SANATTA YOKLAR

 

Son 30 yılda muhafazakârlar kesim ekonomi, siyaset ve eğitim konusunda uzun yollar katederek önemli başarılara imza atı. Bir yandan muhafazakârlar iktidara gelirken öte yandan muhafazakâr sermaye de yukarıya doğru gelişen ve dünyalılaşan bir sermaye birikiminin eseri olarak, kendi tarihsel tecrübesinin ürettiği dinamizmle Türkiye’yi ve halkı dönüştürmeyi başardı.

 

Muhafazakâr kesim siyaset, ekonomi ve eğimde elde ettiği başarılara rağmen kültür ve sanat alanında ise derin bir boşluk yaşıyor. Muhafazakârlar kültür ve sanatta yoklar. Muhafazakâr kesim bu eksikliğini gidermek bir yana küçük çaplı bir takım uğraşları saymazsak iyi niyetli bir çabanın içerisinde bile değil.

 

Son yıllarda toplumda yükselen ve siyasi bir söyleme dönüşen Osmanlı algısı; batıların oryantalist bakış açılarıyla binbir gece masalı kıvamında işlenen, harem hayatını konu alan Safiye Sultan, Kösem Sultan, Hürrem Sultan gibi romanlarla ve Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerle baltalanmaya çalışıyor. Bu roman ve diziler toplumdaki muhteşem Osmanlı algısını Porno-Osmanlı efsanesiyle çökertmeye çalışıyorlar.

 

Siyasetçisinden, gazetecisine, sokaktaki vatandaşa kadar herkesin tarihi konuştuğu, tartıştığı günümüzde toplumun tarihe olan ilgisi: tarihimize, ecdadımıza, medeniyet havzamıza hakaret eden, oryantalist tezgâhlarda işlenen beyinlerin ürettiği, çarpıtılmış popüler yapımlarla dezenformasyona uğratılırken muhafazakâr cenah ise sadece bu yapımları ilkel bir şekilde protesto etmekle yetiniyor. Muhafazakârlar sokakları arşınlarken yasakçı zihniyetten medet umuyorlar.

 

Muhteşem yüzyıl garabetine Faruk Aksoy’un eli yüzü düzgün, tarihsel vesikalara ve toplumun din duygusuna saygılı, dünya ölçeğinde yapımlarla yarışacak bir prodüksiyonla cevap vermesi bir paradoks değil mi?

 

Muhafazakâr kesim son yıllarda elde etiği başarılara ve sermaye birikimine rağmen oryantalist tezgahlarda işlenen zihniyetin ürettiği Porno Osmanlı yapıtlarına cevap verme kaygısı taşımazken,  Faruk Aksoy Büyü, Çılgın Dershane ve Recep İvedik serisinde kazandığı parayı günah çıkartıcasına tarihe ve topluma karşı duyduğu vicdani bir görev gereği Fetih 1453 filmine yatırabiliyor.

 

Kusurlarına rağmen Fetih 1453 Türk sineması için bir milattır. Faruk Aksoy bir yandan Fetih 1453 filmiyle tarihi olay ile ilgili proje üretme konusunda Hollywood’a çalım atarken diğer yandan hayallerimizi de gerçeğe dönüştürme noktasında önemli bir adım attı.

 

Maalesef bugüne kadar tarih ve medeniyet havzamızın figürlerini sinemaya aktarma konusunda Faruk Aksoy’un çeyreği kadar hassasiyeti ortaya koyamayan muhafazakârlar şunu unutmamalıdır ki siyasi, ekonomik ve eğitimde ki başarılarını kültür ve sanata taşıyamazlarsa kalıcı olamazlar.  Başarıları, fikirleri, iktidarları kökleşemez ve bir medeniyete dönüşemez.

 

200 yıldır durdurulan medeniyet havzamızı tekrar harekete geçirdiğimiz şu günlerde muhafazakâr kesim ‘bizim işletmelerimiz çok iyi olmalı’ dediği kadar, ‘bizde eğitim en üst düzeye çıkmaya mecbur’ dediği kadar ‘bizde sinema, tiyatro, hikâye, roman, resim, müzik... evrensel kalite boyutlarına taşınmalı da’ demelidir.

 

İnsanlığa, varlığa, hayata ruh üfleyen; sarıp sarmalayan medeniyetimizi; Yunus'ta, Mevlânâ'da, Büyük Sinan'da, Levnî'de, Itrî'de gördüğümüz hakîkati; kültürümüzün önce figürlerini; ecdadımızın ilimle, sanatla, imanla inşa ettiği gök kubbemizi genç nesillere ancak sanat ve kültürle aktarabiliriz.  

 

Medeniyetimizin düşünce, estetik ve hayat kaynaklarını sahici, samimi, yaratıcı bir dille sanat ve kültürel çalışmalarla modernizmin, sekülerizmin kaos ortamında boğulan toplumuza ve insanlığa aktarmak muhafazakarların boynunun borcudur. Yadsınamaz, devredilemez bir misyon ve görevdir.

  

YORUMLAR
Film
Canan Aydın
Usta tarihci Yavuz Bahadiroglu da bir seminerinde , islami kesimin sinemaya ve sanata desteginin cok ciliz oldugunu , sermayeyi bu yollarda kullanmadigini soylemisti. Aslinda sinema oyle bir sektor ki ; bilinc ve suurla ayni anda binlerce kisiye ulasma ve etkilemede cok onemli.
19 Şubat 2012 Pazar 23:23
149.140.129.118
yazık
deneme
Siz bu filmi beğeniğip burda övüyorsanız asıl siz hiç birşeyden anlamıyorunuz demektir
19 Şubat 2012 Pazar 12:37
85.102.182.56
GAZETELER
Gazeteler
HAVA DURUMU
İstanbul
15 / 20 °C
Ankara
10 / 25 °C
İzmir
11 / 18 °C
Antalya
12 / 20 °C
Erzurum
2 / 17 °C