

Ahmet Kekeç'ten Aydınlık Gazetesine zor soru!
Star yazarı Ahmet Kekeç, Aydınlık'a o haber ve eylemler ile ilgili zor bir soru sordu...
Hiç kıvırmayın, “konunun Oslo görüşmeleriyle alakası yok” diye bin dereden su getirmeyin.
İlk gün yetkili savcılık canibinden yapılan açıklamada özellikle “Oslo görüşmeleri” ve “KCK içindeki MİT faaliyetleri” vurgulaması yapılıyordu.
Kamuoyundan yükselen tepki geri adım attırdı; “Hayır, Oslo görüşmeleri katiyetle muhakeme konusu edilmeyecek” denildi.
Mesele Oslo görüşmeleriydi oysa...
Bunu biz de biliyorduk, yetkili savcı da biliyordu, yetkili savcıyı destekleyen kalemler de biliyordu.
Neyse ki, bir yanlıştan dönüldü, “yürütmeye yargı müdahalesi” anlamına gelebilecek soruşturmanın, “KCK içindeki MİT faaliyetleriyle sınırlı olduğu” açıklandı da, ortam yatışmış oldu.
Ne kadar yatıştı? Orası da muamma...
Mensuplar hakkındaki “yakalama kararı” henüz kalkmış değil. Üstelik, görevden alındığı (yani dosyadan el çektirildiği) söylenen özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya görevinin başında ve bilmem kaç ilde gerçekleştirilen eşzamanlı operasyonu yürütüyor...
Bu bir yana, ben bir “zamanlamaya” dikkat çekmek istiyorum.
Her bakımdan ilginç ve manidar bir zamanlama bu...
Hatırlayacaksınız, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve “mensupların” Oslo görüşmelerinden dolayı sorgulanacağı haberi gazetelere düşer düşmez, Gazi dernekleri de siyasi iktidar aleyhinde suç “seri suç duyurularında” bulunmaya başladılar.
Diyeceksiniz ki, “Oslo’da terör birimleriyle müzakere yürütüldüğü bilgisi, özel yetkili savcının soruşturma başlatmasıyla mı ortaya çıktı? Bu gazi dernekleri bugüne kadar neredeydi?”
Bence yerinde bir soru.
Konu kamuoyunda çok tartışılmış, medyada çok “speküle” edilmiş, üstelik “taraftarlarını”ve “muarızlarını” üretmişti ama gazi dernekleri durumdan vazife çıkarmayı düşünmemişti.
Neden?
Hadi bu soruya “akıllarına gelmemişti”, “durumun ciddiyetini kavrayamamışlardı”, “kafalarında MİT’le ilgili soru işaretleri oluşmamıştı” gibi genelgeçer cevaplar verip işin içinde bit yeniği aramaktan vazgeçelim:
Gerçekten akıllarına gelmemiş olabilir...
Peki, Aydınlık gazetesine ne oluyor?
Bakıyoruz, gazi derneklerinin “seri suç duyurularını” duyurma, köpürtme, genelleştirme işinde başı Aydınlık gazetesi çekiyor.
Üslup da son derece provokatif...
Devlet görevlilerinin Oslo’daki temaslarını “sindirilemez” bulan gaziler, diğer yandanUludere’de hayatını kaybeden yurttaşların ailelerine ödenen “tazminata” dikkat çekmişler...
Böyle şeyler yazıyorlar...
Uludere’yle bu konunun alakası nedir?
Bunu açıklama görevi Aydınlık gazetesine düşüyor tabii.
Bunu düşünedursunlar, bir de sorum olacak kendilerine:
Devlet görevlilerinin Oslo’daki temaslarını “sindirilemez” bulan gazilere tercümanlık yapıyorsunuz... Suç duyurularının “hızla diğer il ve ilçelere yayıldığını”müjdeliyorsunuz... Aferin çok iyi ediyorsunuz da... Bu tecessüs bağlamında Bekaa’da yapılan özel görüşmeyi nereye koyuyorsunuz?
Doğu Perinçek’iniz Bekaa’da, terörist başı Öcalan’la görüşmüştü.
Bunun “gazetecilik çerçevesinde” yapılmış bir görüşme olduğu söylenmişti ama bir gazeteciden daha fazlasıydı sanki Perinçek...
Tören kıtasıyla karşılanmıştı...
Daha önce hangi gazeteci tören kıtasıyla karşılandı?
Hasan Cemal’inden Fatih Altaylı’sına, hangi gazeteci özel muameleye tabi tutuldu?
Durumdan vazife çıkarıp gazi haberlerini köpürtüyorsunuz...
Köpürtmeye devam edin de... Şu Bekaa meselesine de bir izahat getirin zahmet olmazsa!
Perinçek’in özel Bekaa ziyaretini de “sindirilemez” buluyor musunuz?
AHMET KEKEÇ / STAR








































